Laparoskopi, kapalı ameliyat olarak da adlandırılan bir ameliyat tekniğidir. Günümüzde birçok jinekolojik hastalığın tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Laparoskopi, Latince’de “karın içi bölgesini gözleme” anlamına gelir. Göbek deliğine yapılan 1 cm’lik kesiden ucunda kamera ve ışık kaynağı bulunan çubuk şeklinde bir alet ile görüntü ekrana yansıtılır.
Uygulanacak tedaviye bağlı olarak değişmekle beraber karnın her iki yanına yapılan 0.5cm’lik iki veya üç kesiden de laparoskopik ameliyatlara uygun cerrahi aletler yerleştirilerek işlem gerçekleştirilir. İşlem sırasında tüm yapıların gözlemlenebilmesi ve cerrahinin gerçekleştirilebilmesi için karın karbondioksit (CO2) gazıyla şişirilir.
Bu gaz yanıcı değildir, bu sayede ısı ve elektrik enerjisi yayan cerrahi aletler güvenle kullanılabilir. Ayrıca vücuttan emilmesi durumunda herhangi bir zararı olmadığı için laparoskopik ameliyatlarda en çok tercih edilen gazdır. Karbondioksit gazı ile karnın şişirilmesinin ardından kamera ile karın içi organlar detaylı olarak incelenir ve cerrahi aletler ile ameliyat gerçekleştirilir.
Açık cerrahiyle kıyaslandığında laparoskopik cerrahi hem ameliyat hem de ameliyat sonrası dönemde hasta açısından ciddi artıları olan bir prosedürdür. Avantajları şöyle sıralanmaktadır:
Laparoskopik cerrahide karşılaşılabilecek olumsuzluklar ve olası riskler açık cerrahiye benzerdir hatta daha düşük orandadır. Açık cerrahiden farklı olarak karın içini şişirmek ve görüntü elde etmek için kullanılan karbondioksit gazına bağlı olarak karın içi basınçta artışa bağlı ameliyat sırasında tansiyon düşmesi ve gaz embolisi riski olabilir.
Ancak tecrübeli cerrahi ve anestezi ekibi sayesinde bu riskler oldukça nadir görülmektedir.


